NASIL ASİSTAN OLUNUR Kİ ?

Evet..her şeye en baştan başlıyoruz. Diyelim ki bir bölüme asistan olmak için başvurmak istiyoruz. Önce ne yaparız, elbette sınava gireriz. Sınavda neler sorulur..elbette ki her bir şey. Peki bütün bu her bir şey kalır mı hatırda, hele de yıllar falan geçmişse üstünden? Nasıl yanıtlarız bu mazide kalmış konuların sorularını? İşte tam da bu noktada bilmeniz gereken çok önemli bir şey var. Bütün her şeyi bilmeniz gerekmez, ama mutlaka bilmeniz gereken bir şey var ki o da şudur. Bölümün sizi almaya niyeti var mı? İşin beter yanı bu sorunun yanıtının evren tarafından size öyle şıp diye bahşedilmeyeceği..sizin bu alanda derin sondajlar yapmanız gerektiğidirrr. Evet..gelelim sondaj nasıl yapılır peki sorusuna. Bu tür sondaj çalışmalarına öğrenci milleti arasında kazı-kazan çalışması adı verilir ve öğrenci milleti, genellikle aşağıda örnekleri verilen hatalarla başlar sondaj çalışmasına. İki örnek görelim..

Örenci: Hocam şeyy..ben okulun asistanlık sınavına girmek istiyorum da..acaba neler çalışmam gerek?

Hoca: (Örenciyi almaya niyeti varsa ki konuşma) anladım..o zaman şu şu şu konulara bak bi..acık da şuna çalış..biraz da buna bak..sanırım yeterli olur çocuğum.

Hoca: (Örenciyi almaya niyeti yoksa ki konuşma) anladım..o zaman şöyle yap..şu şu şu konulara bak bi..acık da şuna çalış..biraz da buna bak..sanırım yeterli olur çocuğum.

Eeee..diyeceksiniz ki arada hiç fark yok yaaa..bu nasıl niyet?..eeee yok zaten. Aradaki 7 farkı bulmak için bu konuşmaya bakma şabalaklığını gösteren sizsiniz. Farkı bu konuşmada aramak kabahat…yani ! İlk sondajda çuvalladınız ama çileniz henüz bitmedi elbette. İlkinde çuvallayan öğrenci İkinci sondaj aşamasında kendini bir asistan abi ya da ablanın kollarına atar ve sorar;

Örenci: Abi yaaa..ben de senin gibi asistan olmak istiyorum napmam lasımdır bana bi yol göstersen..???

Asistan: Valla ne diyim ki..hayrına olsun yani.. Ama bana soruyorsan salla burayı git dışarıda kendini kurtar derim sana, görmüyormusun yaw halimizi şurda ala alaaa..!!!

Kazı-kazan olayını hoca ve asistan tayfasıyla yapmanın size bir hayrı olmadığını böylece gördük. Başka alanlara yönelmek gerektiği açık ve şimdi ben size bu başka alanların linkini veriyorum hem de ücretsiz: ) Buyrun bakalım.

Örenci: Hüseyin abi yaaaa..ben bu okula asistan girmek istiyorum..sen kırk yıldır buranın gediklisi çaycısısın be abi..nasıl oluyo bu işler?

Hüseyin: Ahmetcim sana açıkca söyliyeyim bak..senin hiç şansın yok olum..alınacak adam çoktannnn belli..Kemal’i alcaklar bak sölemedi deme..sen hiç uraşma bu işlerle git başının çaresine bak dışarıda..bu sana abi nasihatidir vallaa.

Örenci: Hadi yaaaaa!!!

İşte aradığınız gerçeği buldunuz…işte doğru uygulanmış bir kazı-kazan stratejisi. Gerçek acıttı mı..acıtır, ama sizin için önemli olan bunu öğrenmekti ve öğrenip kazandınız. (Bu arada Kemal nasıl alındı ki..bunu anlatmadın diyenlere anca şunu söyleyebilirim. Kemal kişisel çabalarıyla ve başarısıyla alındı elbette..tersi mümkün mü…yani ! ”Çalışan kazanır..elması kızarır”…taa ilkokuldan beri söylüyoruz hala inanamıyorsunuz bunun gerçekliğine..insaf…yani!!)

KAZANDIK..BAŞLIYORUZ

“Evet..Kemal kazandı..hayırlı olsun Kemalcim hoş geldinn. Bölümümüze yeni bir arkadaş katıldı arkadaşlar” diye başlar konuşmaya bölüm başkanı..Kemal’in yanakları hafifçe kızarmıştır eski hocalarıyla aynı masanın çevresinde oturmanın haklı gururuyla. Bunun önemli bir başlangıç olduğunu bilir dee..neye başladığını bilmez pek Kemal ve onu da bizden öğrencek şimdi çok şükür…hadi bakalımmm : )

BİRİNCİ GÜN – KEMAL OKULDA

Kemal heyecan içinde ilk günün sabahı kalkar, traşını olur, ailesiyle sevinç içinde baybayylaşır ve arabasına binip (arabası mı var demeyin ..kimin yok ki artık) okula yollanır. Sabah kapıdan öyle bir girer ki içeri..yani ilk kez böyle girmektedir. Onurluuu..Gururluuu..Başarmış olmanın hazzııı..Görün bakın ben neymişim havasııı..vb. Herkes Kemal’e gıptayla bakmaktadır, onun yerinde olmak ister haldedir ve kimse bunu açıkca söylemese de Kemal bunu kendine yönelen tüm gözlerden okuyabilmektedir.

Odasına girer kemal..(anaaa daha ilk günden odası var hıı..bu ne ihtişamlı başlangıç diyenler varsa bilsinler ki her okul bizimki gibi döt kadar değil…elbette “odam” denilen bir barınak bulabiliyor diğer okullardaki asistanlar ..yani!!) Evet..kemal odasına girer. Odadaki sürü halindeki yaşama katılmıştır artık.Odadaki diğer 23 elemanla tanışır. Hepsi başlangıçta birbirine o kadar benzemektedir ki..kemal bunları nasıl ayıracağını, isimlerini nasıl ezberleyeceğini bilemez ve acaip panikler. Ancak odadaki kaşarlanmış bir asistan tam bu noktada Kemal’in bu derdini anlar ve ona şefkatle yaklaşarak şöyle der. “Aramıza hoş geldinn Kemal dostum”. Aramıza mıı..hoşgeldin mii..alammm..bende mi böle olcammm.. yoksa korkusu Kemal’in sadece ilk gün korkusu olarak kalmayacak, bu ilk korku hayatı boyunca onun yakasını bırakmayacak, onun karması olacak ve hatta bütün akademik yaşamı bu korkuyla mücadele ederek geçecektir .(İşte bu da işin spritüel vechesidir ve tekamülümüzde çokkk önemli bi yeri bulunmaktadır. Bunu da ilerde açıcam.)

İKİNCİ GÜN – KEMAL DERSTE

Evet, kemal ilk günün heyecanını attıktan sonra ertesi gün daha bir dinginleşmiş olarak okula gider. Daha kapıdan girer girmez oda arkadaşı panikle bağırır.. “Kemallllllllll..Ahmet hoca seni arıyo len derse gitti çabuk yetişş canına okur vallaa” !! aha..bu da nedir bismillah daha ikinci gündür yani..Kemal’in çok fazla düşünme şansı yoktur ve yurdum usulü ışınlanarak (yada bkz: k..çına neft yağı sürmek deyimimiz) sınıfa girer.

Bir yandan boğa gibi soluk alıp verirken. bir başka yandan, bildiği bilmediği bütün deliklerinden ter fışkırtırken, öbür yandan aklından bir sürü kıçı kırık bahane geçirirken, tüm bu yanlar yetmezmiş gibi bir başka yandan da, 50 kişilik sınıfın ortasına at b..ku gibi düşmüş olmanın utancındadır.Taş misali Ahmet hocanın karşında beklerken ağzından sadece “zzzçççttimmiii” gibi evrende asla eşi benzeri olmayan ve olmayacak bir ses çıkar. Ahmet hoca alahtan deneyimli ve eskilerden bir hocadır ve Kemal’in bu dramını fazla uzatmadan başıyla sıraları gösterir. Kemal gidip ön sıranın bir köşesine sığışır..yok büzüşür..yok olmadı..böcük gibi yapışır ..evet bu daha iyi ifade. Ahmet hoca dersini anlatmaya devam ederken Kemal’in içindeki ses al birini vur birine tarzı çalışmaktadır.

Puhh olsun yani ilk gün daha bee manyakmısınız nesiniz. Ben ne biçim bir giriş hayal etmiştim len şu sınıflara..saçlarım da irenç oldu ışınlanırken yandan ayrılmış offf..şimdi elimi kaldırıp düzeltsemmmm..kimbilir nasıl göründüm salak bi herif gibi..şu sıralarda ne yüksekmiş bee çük gibim kaldım.. yok ben normalim abii asıl yandaki herif ayı gibi yaa ondan öle duruyorum ben. İlk ders bu olumm kemal..ayıların yanına çok yaklaşmıycan imajinel hataa..offf..ben ne halt etmeye girdim ki bu derse bilmiyorum yani abii..adam bensiz de anlatabiliyo zaten..hmmm..acaba benim girmemi şeyden mi istedi ki..bu konuda tezim var ya hani..yok canımm..alamm şurdaki kıza bak vee kıza bakkkkkkkkkk..bu ne yaa nefis parçaa. ..olum kendine gel manyak heriff sen hocasın lan artık.. eh bee..bu ayakkabı da ne biçim vuruyo dedim anama alma benden habersiz diye dinlemez ki adamı..babamı da ondan çatlatıyo zatenn..hmmm sıraya da ne yazmışlar abiii hehehehe şuna bakk..adem kulakları bademmm haa hihaahohaaaahoooo..ayy sinirim mii bozuldu nee..ay dayanamıycammm..alamm k..çımdan ter zıçıyorum sanki sıra da ıslandımı yoksa alammm…alammm ahmet hoca bana bakıyooo sus len..ayy..sinirim..kalktı….hihahahhooohaaa..gukssccccc…ccczzzttttttpo….zuhhahahahavıjtt!

(Burada Kemal kopmuştur artık..ve ders de bitmiştir… yani!!)

ÜÇÜNCÜ GÜN – KEMAL BÖLÜM TOPLANTISINDA

İkinci günkü rezillikten sonra Kemal’in üçüncü günü başlar. Bu gün bir bölüm toplantısına katılacaktır ilk kez. Hayatı boyunca hep merak etmiştir ulen naparlar böle bunlar toplanıp toplanıp diye ve işteee..tarihi andır. Kemal bu gizemli işin iç yüzünü artık öğrenecektir. Sahne bölüm toplantısı.

Bölüm Başkanı: Arkadaşlar bugünkü toplantımızın amacıı..

Bir Hoca: Benim bir önerim olcaktı hani şu geçen toplantıda şeyetmiştik yaa..

Bölüm Başkanı: Bir dakika ona gelcez hocam.. bi şu gündemi halledelim önce.

Aynı Bir Hoca: İyi de benim işim var bir an önce halletsek de benim şu konuya ..

Bölüm Başkanı: ..hörmfff..evet..bu günkü gündemimiz asistanların dağılımı arkadaşlar. Okuyorum dinleyin ve öneriniz varsa söleyin tamam mı.

Aynı Hoca: Ordaki şeye itirazım var ama benim..geçen gün de söledim size, hiç de uygun değil yani..meselaa..

Bölüm Başkanı: Hocamm!!daha okumadık ki bi dak yaa..evet okuyorum.

Bir başka Hoca: Efendim..bölüm toplantılarında şöle bir ilke mi koysak diyorum..önce ortak meseleler şeyedilsin..sora kişisel olanlara baksak.

Bölüm Başkanı: Efendim zaten öle şeyedilmeye çalışılıyor da bir türlü olamıyor..okuyorum!!

Bir diğer Hoca: Şemsi bey ben sizin o dediğinizi düşündüm ama pek aklıma yatmadı yani çünkü..

Şemsi Hoca: efendim siz anlamadınız ki ondan yatmadı şeyinizee..bi kere o konunun öncelikle yönetim kurulundan şeyolmasııı..

Bölüm başkanı: arkadaşlar..dağılım kabul edilmiştir!! Toplantımız bitti buyrun şimdi gündem dışı şeyetmelerr ve sorular.

Asistan Kemal: Hocam..ben hiç bişey anlamadım?

Bölüm Başkanı: ?? Sen sora odama gel kemal !!!

ÜÇÜNCÜ GÜN – ASİSTAN KEMAL ODAYA GİDER

Okula girişin en önemli anlarından biridir bu. Bir bölüm başkanı Kemal’I odasına davet etmiştir. Evrende bundan daha önemli bir şey varmıdır ki.. bu beklenmedik nazik davete hemen icabet eder ve heyecanla bölüm başkanının kapısını çalar. İçeri girdiğinde kağıtlar dosyalar kutular arkasında bir başkan vardır da..pek erişilemez halde gibidir. Kemal bu yoğunluğa bakıp inanamaz..bir bölüm başkanı böyle mi olur ki.. “Otur!!” der bir ses kutuların arasından kısa bir bakış atarak..kemal bu davete hemen uyar ve öndeki koltuğu kendine yakıştıramayarak en gerideki sandalyenin ucundaki çıkıntıya tüner..

Bölüm başkanı yüzüne bile bakmadan ona kısa ve öz açıklamayı yapar.

Hoca: sen benim asistanım olcaksın, bundan soraa benimle çalışacaksın ve seni günde 5 defa bu odada görcem anladınmı..ders notlarımı al üzerinde çalış arada anlatırsın gerektiğinde. Haa bir de sekreterden benim programımı öğren..bazen toplantı yada başka şey olduğunda o gün sen gir anlat..şurda bi kaat var oradaki bilgileri doldur. Bunlar fen bilimlerine gitcek senin tezinle ilgili..hemen başla teze burda vaktin olmaz işimiz çok. Evde geceleri yaz ertesi gün getir göreyim tamam mııı..soru var mı!!

Asistan Kemal: (tıs tıs ) Hayır hocam..

Hoca: tamam şimdi git laboratuardaki örneğe bak hazır mı..değilse Neşeti çağır gelsin baksın ne b..ka yarıyosa o da aldık başımıza uzman diye ölee geziyo orası senin burası benim..haa unutmadan laboratuar ve arşivden sen sorumlusun kayıtları kontrol et ve listeyi yeniden düzenle yarın getir bana tamam mı !!!

Asistan Kemal: (tıss tıss tısss) : evet hocam..

Hoca: Tamam şimdi çık yarın gel..haaaa..bi de toplantılarda öle abuk subuk konuşma daha dün bir bugün iki..tamam çık şimdi!!

Asistan Kemal: Tammmsssppsss hocam!!

Asistan Kemal..o anda evrendeki biricik yerini keşfetmiş, yuvadaki huzurun hangi yoldan geçtiğini anlamış, patronun kim olduğunu öğrenmiştir..şükürler olsundur : )

DÖRDÜNCÜ GÜN – ASİSTAN KEMAL VE YENİ PARADİGMAA

Eeee..iş çok olmasına çok da..ilginç olan, bütün işlere bir an önce başlanacak ve ne hikmetse yine hepsinin bir an önce bitirilecek olmasıdır. Bu nasıl bir programlama, bu nasıl bir iş yapma şeklidir bilemez asistan Kemal. Aslında tüm bunlar Kemal’e evrenin bir armağanıdır, ama Kemal henüz bunu bilemeyecek kadar toydur.

Evren, kemale yeni bir paradigmayı öğretmek için bütün bu oyunları düzenlemiştir. Kemal o güne dek işleri ard arda zamana yayarak yapmayı öğrenmiştir. Oysa şimdi her şeyi eşzamanlı şekilde yapması gerekecek ve böylelikle yeni bir paradigmanın kapısından içeriye adım atacaktır. Yeni paradigmanın kaşarlanmış asistanların ağzındaki tabiri “anında-geçirim” dir ve işin geçirim aşamasında an’ın çok ama çok önemli olduğunu, her şeyin bir an içinde gerçekleşebileceğini Kemal çok kısa sürede öğrenecektir.

Asistan Kemal toy ama zeki bir çocuktur. Yeni paradigmayı tek başına keşfetmenin çileli bir yol olduğunu sezinler ve hemen bölümün en kaşar asistanına giderek yardım ister. Yardım isteği karşılıksız kalmaz..yeni paradigmayı gerçekleştirme yollarının, asistanlar arasında ezoterik bir bilgi gibi kuşaktan kuşağa gizlice aktarılmış yoları olduğunu da böylece anlar. En kaşar asistan olan Çetin ve Kemal arasında şöyle bir diyalog gelişir. Sahne..Kemal ve Çetin kantindelerrr..

Asistan Kemal: abi yaaa..yani akıl mantık alır mı abii..bütün bunları amet hoca bana bi günde yap dedi..olurmu yaa bilmiyolar mı ki bunun olmayacağını..yoksa ben mi çok salağım beceriksizim..ne bilimm..bi b..ka yaramaz adamın tekiyim yani..moralim bozuluyo inanki………atcam kendimi çatıdan valla yaaaa!!!

Kaşar çetin: heheehhhehe..olumm..bak her işin bi uzmanı varr..ve senn şanslısınn..bu işlerin üstadı tam karşındaa..sor söliyeim abii..ne yapcan mesela yarına haa..söle bulalım derman hemen şuracıkta..değer mi şu biricik kemali çatılardan atmaya yanii..allah bu canı bize ölee her mıncırık işte aşağıı sallıyalım diyee mi verdi yaa..evet dinliyorum konuş bakalımm!

Asistan kemal: Bak şimdii…ben yarına hem laboratuardaki dökümleri düzeltcemm..hem tez formu doldurcamm..hem amet hocanın notlarını alıp hatmetcemm..hem deee..

Kaşar çetin: Alammmm bunlar mı abi senin derdinn..puhh sana emii..olumm bunlar iş mi..ben de harbiden bişey yapcan sandım yaa..git şurdan yaa offfff…

Asistan kemal: nası yanii???

Kaşar çetin: olumm!!iyi dinle bi daha anlatmam haa..bak şimdi..sen amet hocanın asistanı değilmisin..kapı gibi pozisyonun var bi kere bunu ören öncee..burda kaç kişi kaç şey atar valla senin yerinde olmak için bee..sen şimdi şöle yapcan..laba git..o neşete deki..amet hoca listeyi düzenlenmiş olarak istiyo..yarın masasında olcakmış ver ben de bi kontrol etcem de tamam mı..soraa bu tez formu işlerinde üstad bizim Şeydadır..çok delikanlı hatundur bölee yağmur altında kalmış it gibi kuyruğun k..çına yapışık yanına gidersen, valla değil form..senin tezini bile yazar bağlar kuyruğuna anındaa yaniii..git ona de ki..Şeyda dostum yaa..ben bunu nası doldurcamm..öle de iş yığılı ki başımda bana bi el versen yani..bunu da ona kakaladık mı abi..ne kaldı geriyee..haa amet hocanın notları mı..git sekreter süheyla’ya..o ahmet hocanın bütün notlarını versin sanaa..bütün notlar okunmıycak ki zaten hemenn..hangi dersi varsa onu oku.. ayrıcaa onun da eski asistanı nermindii..git nermine acık kıldır ama onun da zayıf tarafı şeydir yanii..bir sen biliyomuşsun bunu valla da bir bilen olarak herkes seni söledi falan dediğindee atlar hemen başlar sana anlatmaya..ondan da acık aklında kalanları not al..ahaa..işte bittii..başka sorun?

Asistan kemal: heheheee..yok abi yaaa..ellerin dert görmesin yaaa..muckk vallaa ne diyimmmm yaaaa..gel bi öpimmm seni şöleee yaaa..

Kaşar çetin: Bişey deme tamam tamam..haa bak biz buna şey diyoruz aramızdaa..anında-geçirime karşııı bi kontr strateji olarakkk anındaa-bitirimm. Sen de örenceksin de acık zaman alıyo iştee..hadi kolay gelee heheheeee..

Şimdi bakalımmm..kemal burada ne öğrendi ? Kemal yeni yaşamında paradigmatik bir kırılma yaşadı. Evet bu doğru da öncelikle bu paradigmanın ustaca halledilmesi, yaşama geçirilmesi için elbette zaman, deneyim ve usul bilgisi gerekiyor ve kemal henüz işin başında..vee ondan önce bu yollardan geçmiş bir Ahmet hoca ve saz ekibiyle karşı karşıya..

BEŞİNCİ GÜN – ASİSTAN KEMAL İŞ TESLİMİNDE

Asistan Kemal kaşar Çetin’in ona gerçekten içtenlikle söylediği her şeyi yaptı, tek tek bütün aşamaları tamamlayıp işleri bitirdi ve bölüm başkanı Ahmet beyin kapısına gururla dayandı. Ama akademik ortam ilginçtir, uygun rehberi bulsanız bile bazen başka uygunluklara denk gelmeyebilirsiniz. Şu sahnede olduğu gibi. Sahne..bölüm başkanının kapısı ve Kemal..

Bölüm Başkanı: eee kemal beyy..bitti mi herşey?

Asistan Kemal: evet hocam buyrun hazır hepsii!

Bölüm Başkanı: iyi..koy şuraya..listeyi kontrol ettin mi?..varmıymış yeni malzeme falan ve zayi bişeylerr?

Asistan Kemal: Höö??..hocam listeye iki yeni malzeme eklendi..bir de arazi ölçüm aleti kayıptı onu da yazdıkdı.

Bölüm Başkanı: Üç scanner geldi yazmış mı neşet bunları baktın mı ?

Asistan Kemal: Höö?..yazmadıkdı hocam.

Bölüm Başkanı: Niye..bakmadın mı laba inip listeyle karşılaştırmadın mı yoksa?

Asistan Kemal: hmm..baktımdııı..görmedimdii..sanırsam dııı hocamdıı!

Bölüm Başkanı: ya geçen gün kaybolan şeyi eklediniz mi Neşetle?

Asistan Kemal: Hööö..neyiydi hocammdııı??

Bölüm Başkanı: labaratuara girdin mi sen bakayım !!!yoksa da neşetin listesini mi aldın geldin bana yaa..söle bakayım labda kaç pencere var!! konuş lenn..

Asistan Kemal: hööö??hrmşkzz..dı hocam

Bölüm Başkanı: anlamadım?

Asistan Kemal: hrmzlşşkıdı hocam..yani.

Bölüm Başkanı: ne çabuk kaşarlandın sen yaa..al şu listeyi gözüm görmesin..yeni listeyi 1 saat içinde getir..kaç pencere varsa onu da say gel bana söle..yürüüü!!

Asistan kemal: emrrrrriszzzzkl.. hoaacmmzzdıı.!!

Kemal laba gider..labda 7 pencere vardır, hani çok merak edersiniz diye şey ettim..ve burada pencere sayısının bir önemi yok niye buna taktınız bilmiyorum!!! Burada as olan dersti dersss. Ders ne pekiii.. şudur.

Uygun rehber size uygun yollar öğretebilir içtenlikle ama bu diğer herkesin de uygun davranacağını garanti etmez. Akademide tek kaşarın siz olduğu yanılsamasına kapılmayın özetle. Akademik ortam havada karada tüylerinizi bile yolmadan sizi yiyecek bir sürü rakip, bir sürü kaşar, bir sürü rehberle doludur ve elbette ki sizin hayatı öğrenmeniz için evren bu adamları kısa süreliğine görevlendirir. Evren sizin öğrenme isteğinizi yanıtlamak için bir sürü görevli yollar ve siz niyet ettikçe bu görevliler gelir gider, gelir gider…eee siz niyet ettiniz, siz çağırdınız, siz istediniz. Dır dır etmeyin ve size gelen bütün rehberlerinizle ahenk içinde raks edin bakalım. Zira bütün bunları öğrenmek için oradasınız.. başka da bir şey için değil…yani!!

07.02.2003 cuma

devamı için AKADEMİK GEYİKLERR III ‘e bakalım lütfen 🙂

Reklamlar